Ana Sayfa
  Etkinlikler
  Kütüphane
  Dergiler
  Fotoğraflar
  Gezi
  Pano
  Playlist
  Bülten
  Linkler
  Hakkımızda
  İletişim
İz TV yayına başladı. Digitürk Kanal 88
www.iztv.com.tr
Karayoluyla Asya ve Afrika'yı gezicek gezginlere yol desteğimiz devam ediyor
Varuna Kütüphane desteklerinizi bekliyor...
Kerem Can'ın sitesini gezginlere tavsiye ederiz.
Faruk Budak'ın ilk kitabı Asya'nın 9 kapısı Ankara, İstanbul ve İnternette satışta
Katmandu yolcularına Necdet Şen'in "Nereye" kitabını özellikle tavsiye ederiz.
Uzakdoğu yolcuları Necmi Toraman'ı mutlaka okuyun
Lonely Planet ülke rehberlerini Gezgin Kütüphane'de bulabilirsiniz...
Hindistan'ı Zafer Bozkaya'nın kitabı olmadan gezmeyin
Özcan Yurdalan'ın yeni kitabı "Sagarmatha Eteklerinde" satışa sunuldu
Nasuh Mahruki her zaman gezginlerin yanında...
Her zaman keşfetmek için bak
 
GEZİ

Boğaziçi Üniversitesi Dağcılık kulübü (Büdak) üyesi Pelin'in Notları

 

HEY GİDİ KARADENİZ

13-14-15-16 Ağustos Erzurum-Yusufeli
13 Ağustos sabahı Erzurum uçağa binmek üzerere Cana'yla yola çıktığımızda iki ay buraları göremeyeceğim diye düşünüyordum.Sanırım bu en uzun yolculuğum olucak.Sırtımda kocaman bir çanta ve dağ malzemeleri, cebimde mp3 çalarım ve içine doldurdum yol şarkılarım hem yolculuk hem de tırmanışla birleştirdiğim seyahatlerime böylece başlıyorum.Thy'nin uçuşuyla yaklaşık bir buçuk saatte Erzurum'a varıyoruz.Seyahatimin ilk bölümü aynı zamanda iş. 10 gün kadar iki İspanyol turiste dağ rehberliği yapacağım. Ayrıca benim 6500'lüğe tırmanışıma da ön hazırlık olacak.Uçaktan iner inmez müşterilerim Eva ve Edgarla tanışıp bizi karşılamaya gelen minibüsle Kaçkar'a tırmanmak için ilk durağımız olan Yusufeline doğru yola çkıyoruz. Erzurum'da geçen seneki doğu turunda bir gece geçirmiştik.Halkını pek sevmemiştik doğunun en muhafazakar şehri.İnsanlar çok kaba.Tarihsel yapı olarak görülecek yerler var ama ben Erzurum'un kuzeyinde kalan İspir'i özellikle tavsiye ederim.Burada geçen sene kişi başı 10ytl'ye bir otelde kalmış ve Çoruh nehri kıyısında uzanıp bütün gece yıldızları izlemiştik.Yine Erzurum'a çok yakın Tortum şelalesi(Türkiye'nin en büyük şelalesi) görülmeye değer.Üstelik burada yüzüledebiliniyor. Yusufeli Kaçkar dağlarına güneyden tırmanmak için mutlaka geçilmesi gereken bir yer ama zamanınız varsa kalmayı kesinlikle tavsiye etmediğim bir yer.Hem çok sıcak hem de Karadeniz'in yeşilliğinin çok hissedilmediği bir yer.Yusufelinde yemek molası verip Yaylalar köyüne oradan da Olgunlar köyüne devam ettik.Bu iki köyde de kalacak yerler mevcut.Ancak fiyatlar 30 ytl gibi rakamlarda seyrediyor.Bunun nedeni de burayı boş bırakmayan turistler ve tur şirketleri. Olgunlarda özellikle önermeyeceğim yer Kaçkar pansiyon.Hem pahalı hem de inanılmaz kötü bir servisi var.Biz mecburen şirket ayarladığı için kaldık ama bireysel gidenler uzak dursun derim. Bundan sonraki iki günü Kaçkar'a tırmanarak geçirdik. Özellikle trekkingciler için güney tarafından zirve oldukça kolay.Hiçbir teknik yeterlilik istemiyor.Olgunlar'dan Dilberd E E#39;ne patika zaten çok net.Dilberd E Eden'de önce Deniz gölüne (ki harika manzarasıyla mutlaka görülmesi gereken bir yer) oradan da babaları izleyerek zaman zaman silinen patikadan zirveye 8 saat gibi bir sürede gidip dönebilirsiniz. 16'sı gibi dağdan inip Kars'a geçtik.Bu ara ulaşımların fiyatlarını ne yazıkki söyleyemeyeceğim. Çünkü geçen sene araba kiralayarak bu sene de şirketin minibüsüyle yaptığımdan lokal fiyatları ve direk ulaşım olup olmadığını bilemiyorum.

KAR İLE KARS
Elimde Orhan Pamuk'un Kars kitabı geçen sene Doğu'da en çok sevdiğim şehir olan Kars'ın yollarındayız.Akşama doğru anca varabiliyoruz şehre.Ama hemen duş alıp kendimi Kars caddelerine atıyorum.Bu şehrin en güzel yanı sokakları.Ruslardan ve Ermenilerden kalma eski yapılar ağaçlar... İnsana başka bir zamanda yaşıyormuş hissi uyandıyor.Şehrin kalesi görülmeye değer.Kaleden gördüğüm Kafkas Üniversitesi sanki Boğaziçi.

SINIRDA YÜRÜMEK
Kars'tan sabah erkenden ayrılıp Ani Harabelerini gezmek üzere Ermenistan sınırına gidiyoruz. Ani'ye düzeenli bir ulaşım yok.Ya taksi ya da araba kiramalak lazım.Ama Doğu'da mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında geliyor.1000 lerce yıllık bir antik kent. Üstelik tam anlamıyla sınırda yaşıuorsunuz. Yanınızda akan Aras nehri ve karşısı Ermenistan.Sabah erken saatte gitmek önemli çünkü çok sıcak oluyor.Geçen sene sıcaktan doğru düzgün gezememiştik.Bu sene allahtan hava kapalıydı da rahat rahat gezebildik.Özellikle tarihe de meraklıysanız Ani'ye yarım gün ayırılabilinir.

DOĞUBAYAZIT(19-22 Ağustos)
Bir kez daha Ağrı dağına tırmanmak için Doğubayazıttayım.Yine geçen seneki gibi Golden hill oteline yerleşiyoruz.Geçen sene kişi başı 30 ytl vermiştik.Bu sene 45 olmuş.Ben yine şirket ödediği için burada kaldım.Yoksa doğubayazıtta uygun otel bulmak oldukça kolay(10 ytl kadar)İshak paşa sarayı zaten Murat'ında notlarında okuduğunuz gibi gezilmesi gereken yerlerden.Çevre de bir kaç şey daha var ama İshak Paşa sarayı ve sınırdan kaçak gelen mallaırm olduğu çarşıları öneririm.19 Ağustos sabahı Ağrı'ya tırmanmak üzere Eli köyüne doğru yola çıktık. Tırmanış oldukça soğuk ve karlı bir havada geçti Ağustos'da insanın tepesine bu kadar kar yağması enteresan bir deneyim oluyor ama Ararat yine bana bir kıyak yaptı ve kötü havaya rağmen oldukça rahat bir şekilde zirveyi yapabildik.Ağrı tımanışları ekip olarak yapılacaksa ve dağcılık deneyimi varsa kolay sayılabilicek bir tırmanış.Ancak buzul Et Ede kazma ve krampon kullanmak gerekiyor ve bunların eğitimi almış olmak önemli.Tur şirketleri eğitimsiz insanları da çıkartıyor ama burada da devreye iyi bir şirketle tırmanış yapmanın önemi giriyor.

VAN(23-24 Ağustos)
Ağrı'dan inip hiç oyalanmadan Van'a geliyoruz.Yol üzerindeki Muradiye Şelalesi'ne geçen sene Cana'larla olan Doğu turunda gitmiştik ama çok da gör meye değer bir yer değil.Benden bir gün önce Van'a varan Cana Van göl ü çevresinde 360 derecelik bir tur yapıp Ahlat'a Selçuklu mezarlarını görmeye gitmiş.Van'da değerlendirebilecek turlardan biri.Geçen sene Akdamar adası(Van'dan 45 km) kilisesiyle mutlaka ziyaret edilmeli.Yine Van kalesi göl manzarasıyla iyi vakit geçirebileceğiniz bir yer.Kalışı iki yıldızlı Bayram otelde oda-kahvaltı 20 ytl'ye ayarlıyoruz.Otel sahipleri inanılmaz tatlı insanlar.Her konuda bize oldukça yardımcı oluyorlar.Normalde Cuma günleri Tatvan ekspresle akşam Van'dan trene binip sabah tebriz de olabiliyorsunuz.Ama benim kaybettiğim pantalon Doğubeyazıt'a varaca için malesef bu zevkli opsiyondan vazgeçip sabahtan Doğubayazıt'a geçip sınırı ordan geçmeye karar veriyoruz. Yolculuğum ilk kısmı böylece bitmiş oluyor ve yarından itibaren 12 gün geçireceğimiz İran topraklarına giriyoruz.

İran Gezi Notları
25.08.09 Doğubeyazıt Tebriz

Sabah Van'dan 07.00deki minibüsle Doğubeyazıt'a geçtik.Aslında Van'daki sınır kapısından girecektik ama benim kaybolan tırmanış pantolonum bulunmuş ve Doğubeyazıt'a postalanmıştı o yüzden Doğubeyazıt'a uğramak zorunda kaldık. Van'daki Bayram Otel sağolsun arabayı otelin kapısına kadar getirtti.Van'a gideceklere kesin tavsiyem Bayram Oteldir.Harika ötesi insanlar çalıştıryor oteli,kendinizi evinizde gibi hissediyorsunuz. Doğubeyazıt'ta işlerimizi halledip benim dağcı arkadaşlarımla görüştükten sonra anneme İshak Paşa'yı gezdirip ayarladığımız taksiyle sınıra gittik.Normalde Doğubeyazıt'tan sınır kişi başı 5 ytl biz taksiye 10'ar ytl verip İshak Paşa artı arkadaş ziyaretlerimizi de yaptık.Ben ilk günden çok para harcıyoruz diye homurdandım ama zaman darlığı nedeniyle kabul ettik.Sınırı geçmemiz nispeten hızlı oldu denebilir.Sınırda tanıştığımızda Doğubeyazıtlı Turanla ortak taksi kiralayıp Tebriz'e kadar kişi başı 8500 tümen gibi bir parayla vardık. İran son altı aydır kendi benziniyle yetinmeye çalışıyor.İthalatı durdurmuş.Taksicilerin de benzin alması aylık belirli bir limite indirgendiğinden taksilerde buna bağlı olarak da bütün fiyatlar biraz yükselmiş.
Tebrizde bayağı yoğun gezmelerimiz sonucu 12.000 tümene bir oda bulabildik.Golshan Otel isminde bayağı kötü odaları olan bir yer.Annem de azıcık rahatsız olunca bundan sonraki kısımda standardları biraz yükseltmeye karar verdik.

26.09.07 Tebriz-Kandovan
Sabahtan otelimizden çıkıp kendimizi Tebriz'in meşhur çarşına atmış kahvaltı edecek bir yer ararken Nasr ile tanistik.Nasr, Özcan Yurdalan'ın da kitabında belirttiği gibi Tebriz'de yaşayan turizmle ilgilenen bir adam.İnanılmaz sıcak bir insan.4 dil konuşuyor.Onun ofisine gidip biraz çay içtik.Bu arada da akşamüstü Nasr'ın kardeşi Mansurla kişi başı 5000 tümene Kandovan gezisi ayarladık.Bir iki saat zamanımızı arkeoloji müzesi, Mavi Cami ve de çarşı gezerek geçirdik.Sokakta tanıştığımız herkes bizi akşam yemeğine davet etti bu arada ama biz Nasr'ın eşi Elhamin'in teklifini kabul ettik.Saat 14.00 gibi Mansurla buluşup Kandovan'a geçtik.Mansur çok hoşsohbet biri.Bol bol sohbet etttik.Tebriz'e dönüşümüzde bizi bir süpriz bekliyordu!Yağmur.Gerçi uzun süredir dağdaydım ve yağmur benim için süpriz sayılmazdı ama Ağustos sıcağında İran'da karşılaşmayı beklemiyorduk.Bu arada otelin bahçesinde duran çantalarımız da nasibini almış ıslanmışlardı.Neyse ki yetişip en azından bir kısmını kurtarabildik.Mansur çantalarımızı güvene aldıktan sonra bizi Nasrların evine bıraktı.Elham ve Nasrın kayınvalidesi bizi inanılmaz iyi karşıladılar.Bir de Nasrla Elhamin'in küçük kızı Elena.Akşamı, neredeyse bütün aile İran'ın meşhur yer sofralarında geleneksel yemekler yiyerek geçirdik sonra da bu sevimli aileye veda edip Nasr'ın ayarladığı taksiyle terminale oradan da Tahran yollarına koyulduk.

27-28.09.07 Tahran
Aslında arada Tahran'ı yapmak gibi bir niyetimiz yoktu ama Cana'nın arkadaşı Jaleyle görüşmek istiyorduk.Kendisi turizm işinde olduğu için bize birkaç şey önerebilirdi.Bu yüzden araya Tahran'ı koymaya karar verdik.Sabah Tahran'a varır varmaz Jale'nin talimatlarıyla annesinin Furuogh'un evine gittik.İlk günümüzü dinlenip uyuyup çevreyi gezerek geçirdik.Akşam da dareq diye bilinen şehrin zengin bir kısmına gittik.Burası nargilecilerle dolu.Annem ve Cana da tutturdular ama ben bir yeşilaycı olarak çayımı içtim.
Ertesi günü de Sadabad ve veli asir (Tahran in bagdat caddesi)ni gezerek ge ç irdik.Sadabad 't a ö zellikle Ye ş il M ü ze diye bil i nen R ı za Pehlevi ' nin son mekan ı gö r ü lmeye de ğ er.Onun d ışı nda ç ok yeni yap ı lar say ı l ı r.Veli As ı r da ise İ stanbul ' daki kadar kaliteli kahveler mevcut.T ü rk kahvesi bile.Ama fiyatlar da Ba ğ dat caddesi gibi.Bu üç g ü n İ mam Mehdi ' nin do ğ um g ü n ü kutlamalar ı ned e niyle İ ran ' da tatil oldu ğ undan her yer kapal ı yd ı .Otob ü s bileti bulmak ise korkun ç zor.Ama Jale ' nin yo ğ un ç abalar ı sonucu Yazd i ç in bilet bulabildik.Gelmeden ö nce Yazd'la ilgili bir ş eyler okumu ş tum ve en merak etti ğ im ş ehirlerdendi. İ lk oraya gidiyor olmam ı z benim ş ans ı ma san ı r ı m .

29-30 Yazd
Jale'nin bize ayarladığı otobüs sanırım hayatımda bindiğim en lüks otobüstü.Ulusoy'dan bile iyi olduğunu söylemeden geçemiyecem.Ama bunun bize maliyeti kişi başı 11.000 tümen ve klima yüzünden resmen donarak geçen 10 saat oldu.Sabahın 6 sı gibi Yazd'e varıp hiç oyalanmadan Jale'nin ayarladığı otelimize gittik.Otel eski bir kervansaray.Kocaman iç avlusuyla inanılmaz güzel.Normalde double odalar 50 dolar biz triple odaya Jale'nin indirimi sayesinde 40 dolar gibi birşey verdik.Backpackerlar için fazla gibi gözükse de bu tarihi mekanda uyumak kısacık eski kapılardan geçmek bu paraya değer.Lonely planette de bu oteli bulabilirsiniz Authors choice kısmında. Otelimizde kahvaltı yapıp mekanın keyfini çıkarırken iki İranlı çocuk bize pişmaniye ikram etti.Onlar da Tahran ve İsfehandan gelmişler Yazd'i gezip döneceklermiş.Şehrin 70 km dışındaki Chak Chak'a gideceklermiş bugün.Bizi de davet ettiler bizim de plan listemizde oduğundan kabul ettik.Ortak taksi tutacağız parayı da paylaşırız derken çocuklardan birinin arabası çıktı.Benzin parasını kabul etmedikleri için biz de çocuklara öğle yemeği ısmarlayıp durumu hallettik.İlk günümüz Chak chak, eski bir antik kent ve kervansaraylar gezerek dolu dolu geçti.Akşamüstü çocuklar arabayla İsfehan'a döndüler ve yarın İsfehan'da buluşmak üzere vedalaştık.İkinci günümüzde Yazd'in mistik ara sokaklarında dolanarak lonely planet in kaybolma turunu yaparak geçti.Sabah gittiğimiz zerdüştlerin 1000 yıldır sönmeyen ateşi bizi biraz hayal kırıklığına uğratmadı değil ama kaybolma turu ve İsfehan otobüsünden önce gittiğimiz sessizlik kuleleri kesinlikle görülmesi ve yapılması gereken şeyler.Akşam 10 gibi İsfehan'a vardığımızda bizi dünkü çocuklar Sahab ve Yavar karşıladı.Bize ayarladıkları Karoon otele gidip yerleştik.Otel ortak banyo tuvalet ama temiz ve ucuz.3 kişi 20.000 tümen ödedik.İsfehan'ın en yoğun sezonu olduğu düşünülürse oldukça makul.

 

12-18 Eylül 2007

Nepal'e 8 Eylül'de akşam üstü vardım.Tam bir yıl sonra aynı günde aynı yerdeyim.Ama bu sefer yabancılık hissetmiyorum.Sanki eve gelmiş gibiyim.Hemen taksiyle Thamel'e gidip Kathmandu Guest House'a yeleşiyorum.Planım 11 Eylül'de Lukla'ya gidip 6400'lük tırmanışımızdan önce bir hafta aklimatizasyon çıkışı yapmak.Ralf'le 18'inde Lukla'da buluşmak üzere sözleştik.Dolayısıyla bir haftam var.Planım Gokyo gölüne ulaşıp orda Gokyo Ri tepesine(Türkiye için dağ ama Nepal için tepe :) ) tırmanmak.Bir hafta bu trekking için oldukça az.Çok hızlı irtifa almam lazım.Hem bir aydır dağlardayım,hem de geçen sene 9 günde yaptığımız Kalapattar'dan kendime güveniyorum.
11 Eylül'de malesef geçen senenin tam aynısı oluyor.6 saat havaalanında beklemek ve Thamel'e otelime geri dönmek.Yapacak bir şey yok.Lukla dünyanın en zor inilen pistlerinden biri.Resmen dağa iniyorsunuz ve havanın en ufak bir bozması (bulut bile) uçuşları imkansız kılıyor.Moralim bayağı bozuk.Kathmandu çok kalabalık ve gürültülü.Bir an önce dağa varmak istiyorum.Neyse ki dualarım kabul oluyor ve 12 Eylül'de uçabiliyorum.Bu sefer bayağı ağırım.Çantam havaalanında 20 kilo çıkıyor.Hızlı olmam gerek ve yüküm çok.Çoğu Mera Peak için ama yine de antreman olsun diye taşımaya kararlıyım.İlk gün için hedefim yine Namche bazaar.8 saatlik bir yürüyüş ve 1000mt irtifa.Oldukça yorucu bir çıkış ama Gokyo Ri'ye tırmanmak istiyorsam başka şansım yok. Tanıştığım sherpalar çantamı ve beni görünce ve de yalniz olduğumu öğrenince bayağı şaşırıyorlar.Korkmuyor musun?En çok duyduğum soru.Hayır diyorum,dağlarda yalnız olmayı seviyorum ve sizin insanlarınıza güveniyorum. :) İlk günüm tahmin ettiğim gibi 8 saatlik bir yürüyüşten sonra Namche'ye ulaşmamla bitiyor.Geçen sene dönüşte kaldığım lodge'u buluyorum.Tawa lodge.Bu lodge'un sahibi çok tatlı bir sherpa kadın.Geçen sene bize bedava meyve suları vermişti.Bu sene de çayların parasını almadı. ;) Yalnız olduğumu ve Dole'ye gideceğimi duyunca endişeleniyor.Çok yağmur yağdı, o yol çok kötü yalnız gitme diyor.Peki diyorum merak etme ama sözümü tutamıyorum.13 Eylül günü nerdeyse yol boyu kimseyi görmeden ilerliyorum.Zaten bir tek 12 Eylül'de uçus oldu herkes de Everest base camoe gidiyor.Yani benim yolum bomboş.Turist hiç yok.Yol üstünde çoğu yol kapalı.Nerdeyse koca himalayalarda yalnızım gibi hissediyorum.Aslında 13'ü için hedefim Dole'ye gitmekti.Ama 3.5 saatlik yorucu bir tırmanıştan sonra mola verdiğim Mongla da kalmaya karar veriyorum.Hem lodge ucuz hem de yükseklik 4000.Aklimatizasyon için iyi.Günümü lodge un sahibinin küçük kızıyla oynayıp yük taşımaktan sızlayan omuzlarıma tiger balm sürerek geçiriyorum.Bugün yaptığım tembellik yüzünden 14 ünde beni oldukça uzun bir yol bekliyor.
Hedefim Machermo.Yükseklik 4400 ama Mongtan sonra 3600'e kadar inmek zorundayım.(Himalayalardaki en kötü şey sürekli inip inip çıkmak :) )Haritamda oldukça uzun bir yol gözüküyor ve de 20 kilo yüküm var.Kendimi kelimenin tam anlamıyla Sherpa gibi hissediyorum.Zaten yolda rastladığım sherpalar beni görünce gülüyorlar.Hey çantan senden büyük. Evet,biliyorum. 6 saatlik yorucu bir yürüyüşten sonra Machermo'ya deli gibi bir yağmurda sırılsıklam olmuş bir şekilde ulaşıyorum.Artık tek düşündüğüm bir lodge'a girmek.Ama kapısını çaldığım 3 lodge da kapalı.En sonunda bacasından duman gördüğüm bir yere giriyorum.Bir sherpa baba ve küçük oğlu.Sanırım köydeki tek insanlar biziz. :) Adam Mongtan geldiğimi duyunca ve çantamı görünce bayağı şaşırıyor.Yorgunluktan ölmek üzereyim.Bir de fazla para harcamamak için çok az yiyorum. Bu da beni biraz güçten kesiyor.Buralarda yemek bayağı pahalı.Ama canım en çok çikolata istiyor.Bol bol sıcak çikolata içerek hallediyorum bu kısmıda.14'ünde Machermo da kalıp 15'i sabahı erkenden yola çıkmayı planlıyorum.Planım Gokyo'ya varıp aynı Gokyo Ri'ye çıkmak 16'sında da dönüşe başlamak.Ama 15'inde Gokyo'ya vardığımda hava oldukça kötü ben de ertesi gün çok yorulacağımı bilmeme rağmen tırmanışı o güne bırakıyorum.Çünkü aklimatizasyonla beraber asıl istediğim güzel bir manzara görmek.Nitekim 16'sı sabahı kaldığım lodge daki kadın sabah 6' da 'good weather' diye kapımı yumrukluyor.Hemen kahvaltı bile etmeden fırlıyorum.İki saat sonra zirvedeyim.Manzara harika.Her bir tarafımda 8000 likler 7000likler ve de Everest.Zirve de budak logomla fotoğraf çekme çabalarımdan sonra (yalnızken biraz zor oluyor) hemen inişe başlıyorum.Kahvaltımı edip lodge umdaki kadına uyandırdığı için tesekkür etmeyi ihmal etmeden aşağı inmeye başlıyorum.Bugün Dole'ye kadar inmem lazım.Oldukça uzun bir yolum var.Dole'ye akşamüstü 5 gibi varıyorum.Sevimli gözüken bir lodge'a giriyorum.Sherpa hey sen türk kızısın.Daha bir gün önce geçtin diyor. Biraz şaşırıyorum ama sanırım tek turist benim o yüzden herkesin ilgisini çekmiş. :) Ev sahibem oldukça sevimli bir adam uzun uzun sohbet ediyoruz.Neden bu kadar hızlısın diyor Mera peak'e tırmanmak için arkadaşımla buluşacağım zamanım yoktu diyorum.Kaldığım diğer lodgelarda olduğu gibi burdada mutfakta oturuyorum.Benden başka kimse olmadığı için hiç bir lodge sobayı yakmıyor.Ben de evsahibelerimle mutfakta oturuyorum hep. :) Ha bir de 16 sı günü duş aldım. :) 5 gün sonra.17 si için ilk planım Namcheydi ama öğlen 2 gibi Namche de olunca o gün daha fazla inip 18 inde daha erken Lukla'da olmaya karar verdim. Gerçi Namche'den çıkar çıkmaz başlayan ve durmak bilmeyen yağmur yüzünden oldukça keyifsiz bir zaman oldu ama o günü Jorsalle de nehir kenarında bir lodge da geçirdim.Yalnız duyduğum takırtılar yüzünden ulan fare mi var paranoyasıyla biraz rahatsız bir gece oldu. :) 3500 mt de fare.Olabilir mi acaba? 18 i son günümde inanılmaz güneşli bir havada ve sıcakta yürüyüşe başladım.Sıcak bir an önce Lukla'ya ulaşma isteğimle birleşince biraz yorucu bir gün oldu ama en kötü kısmı Ralfle buluşma noktamıza gelip onu göremediğim andı.Ralf gelene kadar olan iki saati ya gelmezse napıcam tırmanış nolucak allahım lütfen gelsin şeklinde kendi kendimle konuşarak geçirdim.Neyse ki iki saat sonra Ralf kocaman çantası ve sakalıyla(evet sakal :) ) göründü.

Himalayalar'da yalnız trekking yapmak oldukça ilginç ve herkese önereceğim bir tecrübe.Tarih ve hava itibariyle ben 7 gün boyunca sadece lokal insanlarla onlarla da gün sonunda ulaştığım köylerde karşılaştım.Hayatımın en güzel tecrübelerinden biriydi,dünyanın en yüksek dağlarında yalnız yürümek.Tabi buna yağmurun bozduğu yolların tehlikesini de ekleyince ilginç bir cazibe katıyor.Bundan sonraki kısım artık biraz daha ciddi olacak. 19 unda ekibimizle buluşup Mera peak için yol çıkıyoruz.12 günlük bir tırmanış.Uzun bir yol ve 6400mt.

Pelin Asfuroglu

 


19 Eylül 2007 Chutang 3000mt

Bir gün önce Ralf'le buluşup yolculuk ve tırmanış için alışverişimizi yaptık.Bu sabah da tırmanış sherpamız Dorjee Sherpa ve iki taşıyıcı sherpamızla buluştuk. Sherpalar sadece yemeklerimizi ve çadır,ocak gibi ortak malzemelerimizi taşıyor.Yine de ben Gokyo'dan daha hafifim.15 kilo gibi bir yüküm var.İlk gün; Karosen almak ve izinlerimizi halletmek bayağı zaman alıyor.Yürüyüşe anca 12/30'da başlıyoruz.Bugün sadece 3200 mt ye gideceğiz.3 saatlik kısa bir yürüyüş.Ama şansımıza yola çıkar çıkmaz korkunç bir yağmur başlıyor.Bir yayla evine sığınıp 20 dk yağmurun azalmasını bekliyoruz.Chutang denilen bu ilk köye gidiş Everest tarafından bayağ farklı.Yollara nerdeyse hiç bakım yapılmamış.Köprüler bayağ sakat görünüyor ve yollar cok dar.2.5 saatte kamp alanımıza ulaşıyoruz.Dorjee ve taşıyıcı sherpalar çadırımızı kuruyor.Yağmur yüzünden çadır yerimiz çamur içinde.Umarım bu yağmurlu son gün olur.

20 Eylül 2007 tuli kharka 4400mt

İkinci günümüze sabah erkenden porridgemizi yiyerek başlıyoruz.Dün yol için chapati yaptık Dorjeyle(buranın ekmeği lavaş gibi). Bugün 4600 mt ye kadar tırmanıp bir dağ geçişi yapacağız.Oldukça uzun bir yol ve 1600mt çıkış.Bu yüzden erken başlıyoruz.Ama çıkış düşündüğüm kadar zor geçmiyor.4 saat sonra geçitteyiz.Ordan da ikinci durağımız Tuli Kharka köyüne gitmek 2 saat falan alıyor.Tek sevimsiz kısım geçitten sonra başlayan ve yine ıslanmamıza neden olan yağmur.Yıkadığım çoraplarım bir türlü kurumuyor.Umudum yarın da.

21Eylül 2007 Gote 3600mt

Bugün günün çoğu aldığımız irtifaları vererek yani inerek geçiyor.Rehberimiz yürüyüşün 7 saat olacağını söylüyor ama biz 4.5 saatte Gote'ye varıyoruz ve bugün yağmur yok. :) İşin en güzel kısmı bu.Kaldığımız yerde yemyeşil nehir kenarında bir koy.Harika bir vadideyiz.Manzara da çok güzel.Bugün yine Chapati yapıyoruz.

22 Eylül 2007 Thangnang 4200 mt.

Sabah taşıyıcı sherpalarımızdan biri bizi terketti.Sırtı ağrıyormuş.Biz hem rehberden çok taşıyoruz hem de şikayet etmiyoruz.20 kilo taşıyan sherpamız şikayet ediyor.Onun yüklerini öbür taşıyıcı ve rehber alıyor.Bizde azıcık malzeme alıyoruz geri.Güne yine çıkışla başladık ama bu sefer nehir yatağından yavaş yavaş bir çıkıştı.Nerdeyse yükseldiğimizi hiç hissetmedik. Thangannag'a da bayağ erken vardık.Ralfle Dorjee aklimatizasyon yürüyüşüne gittiler ben de yattım.Heheheheh. Keyfim yerinde.Yarın 5000 mtye gidiyoruz.

23 Eylül 2007 Khare 5000mt.

Evet sonunda Mera peak'i görüyoruz.Bugün yolda iki Almanla karşılaştık tırmanıştan dönen.Zirvenin oldukça kolay olduğunu söylediler. Buzul geçişleri de rahatmış.Ama yüzleri gözleri yara içindeydi.Sanırım güneşe dikkat etmemiz gerekiyor.Khare'ye varır varmaz kar başladı.Artık yüksekteyiz yağmur yerine kar yağıyor. Yarın 5300 mt ye basecamp'e gidip iki gün orada kalacağız.Sonra da 5800 e high campe.

24 Eylül 2007 Khare 5000mt.

Sabah bir uyanıyoruz kar yağıyor.Plan değişti bugün de burdayız.Karın durmasını bekleyeceğiz.Kahvaltıdan sonra köy evinde kağıt oynarken camından bir bakıyoruz çadırımız yamulmuş. Malesef kar yüzünden polumuzun biri kırılmış.Kar da hiç durmuyor.Moralimiz bozuluyor.Bir çadır daha var ama çok küçük.Yarın basecampte napacağız bilemiyorum.

25 Eylül 2007 Khare 5000mt

Sabah bir uyanıyoruz kar nerdeyse belimizde.Bu havada yukarı gitmek çok zor. Kar hiç durmadan yağıyor. Moralim çok bozuk. Öğleden sonra base campe gitmeye çalışıyoruz.Yolun yarısında Ralf iz açıyor.Kar çoğu yerde fazla.2.5 satte 5200 mt ye varıyoruz.Zafer kazanmış gibi fotoğraf çekiyoruz.Yarın da hava düzelmezse işimiz çok zor.

26 Eylül 2007Khare 5000mt

Bu sabah biraz güneşli gözüküyor.Acayip seviniyoruz.Bizimle beraber bekleyen ispanyol ve baglades takımıyla konuşuyoruz.Plan yukarı gidip iz açmak.Hemen yola ,çıkıyoruz ama ben 1 saat sonra midemdeki ağrı yüzünden dönüyorum.Günlerdir bir şey yemedim porridge dan nefret ediyorum.Ama bu durum biraz sorun olmaya başladı. Benden sonra grup ancak 5300 mt deki ana kampa gidebilmiş ve kar çok fazlaymış.Tırmanış umudumuz giderek azalıyor.Sanırım yarın döneceğiz.

27 Eylül 2007 Base camp 5300mt

Sonunda sabah güzel bir havayla uyandık ispanyol ekiple de konuşup hep beraber ana kamp için yola koyulduk.Dünden izler taze olduğu için çıkış biraz daha kolay oldu.Ama hava inanılmaz sıcaktı.Her yerden de güneş yansıyor.Bir de karlarla boğuşuyoruz.Yine de 3.5 saatte ana kamptayız.Hemen dinlenmeye geçiyoruz bu akşam zirveyi burdan deneyeceğiz.Artık son şansımız.

28 Eylül 2007 Gote 3600mt

Ne yazıkki gece tekrar başlayan kar yüzünden zirveye gidemedik.Sherpalar yol açmayı denedi ama kar çok fazla.Üstelik dönüş saatimiz tam buzulların erime zamanına gelecekti ve bu durum oldukça tehlikeli olabilir.Biz de sabah inişe başladık artık dönüyoruz.Bugün Gote ye kadar indik.Oldukça yorgunuz ve moralimiz bozuk.Yarın Lukla'ya gitmeyi deneyeceğiz.Artık bir an önce dağdan kurtulmak istiyoruz.

29 Eylül 2007 Lukla 2800mt.

Sanırım dağda bizden kurtulmak istiyor.Bugün sabah 06.00 da yola çıktık.4600 mtdeki geçite tırmanmamız bayağı yorucu geçti ama her şey ondan sonra başladı.İnanılmaz yağan ve hiç bitmeyen bir yağmur Lukla'ya karanlıkta düşmekten artık vücudumuzda güç kalmamış,çamur içinde,sırılsıklam ve 13 saatten sonra vardık.Aynı gün 1000mt çıkış ve 1800 mt iniş.Muson yağmurunun ne anlama geldiğini öğrendik sanırım.Otele vardığımızda Ralfle birbirimize sarıldık.Kabus gibi bir günde sonunda bitti.

Her şeye rağmen himalayalarda 20 gün geçirmek çok güzeldi.Malesef hava yüzünden Mera peak'e çıkamadık.Ama oldukça güzel bir tecrübe oldu uzun süre 5000 de kaldık yüksekte karla boğuştuk vs. İşin ironik yolu yaz boyu yaptığım bütün antreman tırmanışlarının başarılı olmasından sonra asıl hazırlandığım dağa doğal sebeplerden çıkamamak.Ama işte doğa ve yüksek dağlar.Yapacak hiçbir şey yok.Eliniz kolunuz bağlı.Güçlü de olsanız aklimatize de olsanız onlar izin vermeyince oturup kağıt oynamaktan başka yapacak bir şey kalmıyor.
Artık seneye başka bir yüksek irtifa denemesine hazırlanmaktan başka yapacak bir şey yok.:)
Sevgiler
Pelin Asfuroglu


 
© 2005 Varuna Cafe
Free Counter