İndoçin notları Yekta ve Murat tarafından hazırlanmıştır.(Gezi fotoğrafları çok yakında eklenecektir.)
İndoçin notları
Şehirler: İstanbul, Bangkok, Siam Reap, Phnom Phen, Saigon, Mekong Delta, Nha Trang, Hoi An, Hanoi, Halong City, Vientiane, Luang Prabang, Vang Vieng, Bangkok, İstanbul
Bangkok
İstanbul'dan uzak doğuya uçan çok sayıda havayolu şirketi var. İndoçin ülkelerini gezmek için gidilmesi gereken ilk nokta tabi ki Bangkok. Bangkok uçuşları için yaptığımız araştırmaların sonucunda bulabildiğimiz en ucuz gidiş-dönüş biletler 433 $'lık Aşkabat aktarmalı Türkmenistan Havayolları ile az sayıda bulunan Jordan Air veya Katar Havayolları'nın Q class biletleri ki bunlar da 430 $ civarı. Bu fiyatlara havaalanı vergileri dahil.
Biz her zaman ki gibi Aşkabat aktarmalı gittik. Uçaklar her cuma sabah saat 8.30 da Atatürk Hava limanından kalkıyor. Bilgi için 0212-2569015'i arayabilirsiniz. Arada 2-3 saat Aşkabat'ta beklendikten sonra gece yerel saat ile 03.00 da Bangkok Hava Limanı'na iniliyor.
Tayland 30 güne kadar vize istemiyor. Daha uzun kalabilmek için ülkeye giriş çıkış yapılması gerekiyor. Havaalanından çıktıktan sonra 300 baht karşılığı bir taksi tutularak gezginlerin konaklama bölgesi Khosan Road'a ulaşılabilir.
Khao San Road
1982 yılında ekonomik kriz yaşayan Tayland hükümeti krizi aşmak için Bangkok'un iki yüzüncü yıldönümü ve Budist takviminin şanslı yılı 2525 dolayısı ile kraliyet sarayı çevresinde çok büyük kutlamalar ve festivaller düzenlemiş. Tabi ki birçok turist akın etmiş ve oteller dolup fiyatlar yükselmiş. Bu yüksek fiyatlarla kalamayan gezginler saraya 20 dakika uzaklıktaki Khao San caddesindeki evlerdeki odaları kiralamışlar ve böylece misafir evleri (guesthouses) açılmaya başlamış. Evlerinin odalarını kiralamak yerli halka da ek gelir kaynağı olmuş.
Daha sonraki yıllarda yüzlerce guesthouse, hostel, otel, bar, restoran açılan Khao San hızla büyümüş ve günümüzde Bangkok turizminin kalbi olmuş. Khao San Road'ta kalmanızı tavsiye edeceğimiz yer New Siam 1-2 otelleri. İki kişilik oda fiyatları 400 baht civarında ve gayet konforlu. Otel civarındaki balık restoranlarında harika deniz ürünlerinden mutlaka tadın. Bu fiyatları dünyada başka bir yerde bulabileceğinizi sanmıyoruz. İsrail restoranı ise ev yemeklerini özleyenlerin gözdesi olabilir. Saray, Wat Pho ve yüzen market başlıca gezilmesi gereken yerler.
İndoçin gezimizin 2. ayağı olan Siam Reap'a ulaşabilmenin iki yolu var. Birincisi Khao San Road'taki acentelerden alacağınız 10 $'lık otobüs bileti ile direk gidebilirsiniz ama “Lonely Planet” bu otobüs için scum bus yani pis otobüs tanımlamasını yapmış ki binenlerden de inanılmaz rahatsız olduğu duyumunu aldık. Bizim önerimiz ise Khosan Road'tan sabah erken saatlerde tutacağınız bir tuk tuk ile Kuzey terminaline yani Moçit'e gidin ve Aranya'ya bir bilet alın. Aranya Kamboçya ve Tayland arasındaki sınır kasabası. Bilet fiyatları 190 baht ve Bangkok'a 4,5 saat uzaklıkta. Aranya'dan tuk tuk ile sınıra gidin ve yürüyerek sınırı geçin. Sınır geçişinde yardım etmek isteyen kimseye yüz vermeden formunuzu doldurun ve 20 $ ödeyerek vizenizi alın. Yanınızda getirdiğiniz fotoğraflardan birini bu form için kullanıyorsunuz.
Kamboçya tarafında sizi terminale götürmek için bekleyen ücretsiz bir otobüs var. Ona binip terminale gidin. Burada 4 kişi tamamlanınca kalkan taksiler bekliyor ve kişi başı 10 $ ücretle sizi 3 buçuk saat uzaklıktaki Siam Reap şehrine götürüyorlar.
KAMBOÇYA
Khmerler ve Angkor veya Ölüm Tarlaları ve Pol Pot.. Acaba hangisi daha baskın, Kamboçya denilince hangisi aklımıza öncelikle geliyor. Keşke sadece Khmerler ve Angkor gelseydi ama günümüzde Kamboçya demek kan, işkence, mayın, sakat insanlar ve acı ile eşdeğer. Bütün bu olanların baş mimarı olarak da general Pol Pot ve yaşamı sıfır noktasına döndürme projesi gösteriliyor.
Pol Pot köylü bir aileden geliyordu. Burslu olarak gittiği Paris'te üniversite eğitimini tamamlamış ve Fransız Komünist partisinde hızla yükselmişti. Daha sonra ülkesine dönüp Komünist partisini kurmaya çalıştı fakat yakalanmamak için Çin'e kaçtı. Ama gerilla olarak geri döndü ve Kızıl Khmerleri örgütleyip yönetimi ele geçirdi. Artık Kamboçya için yıllardan 1974 değil “0” dı. Pol Pot inanıyordu ki başlarına ne geldiyse batı sömürgeciliği yüzünden geldi ve “kurtuluş” için yaşamı sıfır noktasına döndürmek gerekiyordu. Yani herkes tekrar çiftçi olmalıydı.Kentlerde ki halk köylere dağıtıldı, okullar, hastaneler, mahkemeler, gazeteler, yayınevleri, üniversiteler kapatıldı, bütün kitaplar yakıldı, din yasaklandı, turuncu renk yasaklandı, para kullanımı kaldırıldı ve takas sistemi getirildi. Meslek sahipleri, doktorlar, avukatlar, aydınlar, üniversite mezunları, yabancı dil bilenler ve gözlüklüler öldürüldü. Teknoloji yok edildi, azınlıklar öldürüldü ve aileler dağıtıldı. Bu 4 yıllık yönetimin sonunda geride 3 milyon ölü, bir kaç milyon öksüz ve yıkık bir ülke kaldı.
Leaving the graves of your ancestors after a thousand years
Leaving a few belongings after a thousand tears
How come you never left before through bombing, famine and flood?
Are the rivers useless now spilling over with blood?
Is there only sorrow in Cambodia?
Is there no tomorrow in Cambodia?
Joan Baez
20 yıl süren karışıklık ve savaş ortamından sonra 1994 yılında Kamboçya sınırlarını yabancılara açtı.Ve bizde artık güvenli bir ortam sağlanan ülkeyi gezmeye başlıyoruz.
SİAM REAP
Tonle Sap nehri boyunca uzanan turistik bir kasaba burası. Turizmin gelişmesinin başlıca nedeni ise Angkor'a sadece 8 km uzaklıkta olması. Angkor mucizesini görmek ve bu eşsiz şehri gezmek için yılda 3 milyon turist bu kasabayı ziyaret ediyor. Bundan dolayı çok çeşitli konaklama imkanları mevcut. Gezginlerin de kalabileceği bir çok hostel var. Biz bunlardan Popular guesthouse'ı tercih ettik. Duşlu ve tuvaletli odalarda iki kişilik konaklama 5 $. Çok rahat bir hostel ve gezginlerin bütün ihtiyaçları düşünülmüş. Burada yer bulamayanlar için ise aynı ücretle Be My Guest Hostel'i önerebiliriz.
ANGKOR
Siam Reap'ten Tonle Sap nehri boyunca 8 km devam ederseniz bu eşsiz şehre ulaşabilirsiniz. Angkor Tapınağı 12. yüzyılda Khmer İmparatorluğunun en güçlü olduğu yıllarda Tanrı Kral Jayavarman tarafından tamamlanır. 19. yüzyıla kadar batı bu eserlerin ve uygarlığın farkında değildir. Ne olursa onlar farkına vardıktan sonra olur ve bu yüzyılın başından beri her gelen çalıp çırpar. Tapınakları çalamayan Fransızlar, heykelleri, heykeller büyük geldiğinde ise kafalarını gemilere yükleyip götürürler. Bugün Fransa müzeleri Angkor yapıtlarıyla doludur.
Angkor Şehrini gezmek için 3 değişik seçenek hazırlanmış. 20 dolar karşılığı yapılan bir günlük gezi ki bununla Angkor Watt, Bayon, Ta Keo ve Tha Prohm'u gezmek mümkün, diğerleri ise 40 dolar karşılığı yapılan 3 günlük gezi ve 60 dolara yapılan bir haftalık gezi. Arkeoloji ve Sanat Tarihi ile ilgili kişiler için bir haftalık gezi gerekli olabilir ama düşük bütçe ile gezen gezginler için sabah saat 5 gibi kalkılarak başlanacak bir günlük gezi akşam saat 6'daki kapanışa kadar yeterli olacaktır. Dünyanın 8. harikası olarak görülen ve bilinen en büyük tapınak olan Angkor Wat'ı mutlaka öğleden sonra ziyaret edin ve güneşi arkanıza alın. Bu geziyi yapmak için ise yine iki seçenek var. 10 $'a bir günlük tuk tuk kiralayarak veya günlüğü 1 dolara bisiklet kiralayarak… Seçim sizin.
Biz bir gün tuk tuk, bir günde bisiklet kiralayarak hem küçük hem büyük geziyi yaptık. Her iki gezinin de ayrı güzellikleri var. Tuk tuk ile gezerken ayaklarınızı uzatıp manzaranın ve tapınakların tadını çıkarıyorsunuz, bisikletle ise ayrıntıları kaçırmadan ve yerel halkla daha iç içe gezinin avantajlarını yaşıyorsunuz. Zamanı olanlar Siam Reap'a gelmişken birde Tonle Sap Gölü üzerindeki yüzen köyleri görmeden buradan ayrılmasınlar.Kamboçya mutfağının leziz yemeklerini de özellikle tavsiye ederiz.
Siam Reap'ten ayrılırken hosteliniz size Phnom Phen'e gidiş seçenekleri ile ilgili yardımcı olacaktır. Bizde birkaç bilgi verelim. Başkente gezginler iki şekilde ulaşabilirler, otobüs veya hızlı bot. Tavsiyemiz bot eğlencesini Vietnam'daki Mekong Delta'ya saklayarak otobüsü tercih etmeniz.Çünkü otobüs fiyatı 5 $ iken bot 23 $. Otobüsle yolculuğunuz gayet konforlu bir ortamda 6 saat, botla ise 5,5 saat sürüyor.
PHNOM PHEN
Başkent Mekong nehrinin dört kolunun birleştiği noktada Tonle Sap nehrinin kıyısında kurulmuş. Burada turizm daha çok Pol Pot'un yaptırdığı işkenceler üzerine kurulmuş. S21 müzesi , Ölüm tarlaları o günlerin izlerini hala taşıyor.Ülkenin son 30 yılda yaşadıklarını, bugün yaşamakta olduklarını kavrayabilmek için Phnom Phen'i görmek şart. Başkent acılı, insanları yaralı ve halen bu yaraları sarmaya çalışıyorlar.Kamboçya'da son verilere göre halen 9 milyon mayın döşeli ve her ay ortalama 300 kişi bu mayınlara basarak ölüyor veya sakat kalıyor.Bu mayınları temizlemek hem çok pahalı ve çok zaman alıyor, hem de çok tehlikeli.Bundan dolayı tarım sınırlı olarak yapılabiliyor. Turizmin diğer gözdeleri ise Angkor gezisini tamamlayabilmek için görülmesi gerekli olan Ulusal Müze ve Kraliyet Sarayının bahçesinde yer alan Gümüş Pagoda.
Gezginlerin konaklaması için en uygun yer bizim de tercihimiz olan Boeng Kak gölü kenarındaki hosteller.İki kişilik oda fiyatları 3-5 $ arasında değişmekte. Gölün üzerinde kurulan bu hosteller harika manzaraları, şehir gürültüsünden uzak konumları ve profesyonel hizmetleri ile herkesin gözdesi.Siam Reap'tan gelen otobüsten indikten sonra 1 $ karşılığı tutacağınız bir tuktukla buraya ulaşabilirsiniz. Biz Number 9 Sister Guesthouse'dan fazlasıyla memnun kaldık. Buradan Nehir kenarına yine 1 $'a tutacağınız bir tuktukla gidebilirsiniz.Kraliyet Sarayı, Gümüş Pagoda ve S21 müzesi buradan yürüme mesafesinde. Giriş ücretleri ise gayet makul. Sadece Ölüm Tarlaları şehrin yaklaşık 20 km dışında.Biz günlüğü 4 $'dan motosiklet kiralayarak gittik ve şehir trafiğinde motosiklet kullanmakta ayrı bir tecrübe oldu.Yalnız motosiklet kiralarsanız polislere dikkat edin gereksiz sebepler üreterek sizden rüşvet koparmaya çalışacaklardır.Sonuna kadar direnin ve vermemeye çalışın.Biz bunu beceremedik.
( O 20 $'ın acısı hala içimizdedir)
.
Phnom Phen gezisini tamamlayanlar buradan yaklaşık 5 saatlik bir otobüs yolculuğu ile Vietnam'ın Saigon şehrine geçebilirler. Otobüs ücreti sadece 4$. Vietnam'a giriş yapabilmek için vizenizi daha önceden Ankara'dan almış olmanız gerekiyor.Sınıra yolculuk, özellikle Mekong nehrini feribotla geçiş çok eğlenceli ayrıca sınır geçişi sırasında da Vietnam polisini beklerken sabırlı olmanız gerekli.
VİETNAM
Vietnam denilince çoğumuzun aklına Amerika'yla yapılan savaş ve bu savaşın üzerine yapılan Hollywood filmleri gelir.Bu savaş Vietnam halkının ilk savaşı değildi. Savaş ve hürriyet özlemiyle yoğrulmuş bir halkın esareti kabul edemeyeceğini geçte olsa anladı Amerika…
Pirinç, acıdan kıvranır durur havanda
Sonra geçer acısı, süt gibi ak olur
İnsanlarımızda havandaki pirinç gibi
Yumruğu yiye yiye adama benzer
Kan ağlaya ağlaya temiz pak olur.
Ho Chi Minh, Vietnam'ın Ho amcası böyle anlatmış halkını tutukluluk yıllarında yazdığı bir şiirde.1890 yılında doğan Ho Chi Minh 55 yaşına geldiğinde ülkesinin bağımsızlığını sağlamış bir kahraman olarak Kuzey Vietnam'ın Cumhurbaşkanı olur. ABD güdümlü yönetilen Güney hükümetine karşı örgütlenen Vietkong Gerillalarını sürekli destekler. Ve sonuç olarak Vietnam Savaşı tüm şiddeti ile başlar. ABD B-52 bombardıman uçaklarıyla ülkeyi kan gölüne çevirip, 72 milyon litre kimyasal bombayla insanları ve doğayı yakıp yıkar. Bu savaşta Vietnam halkının gösterdiği direniş 68 ruhunun simgesi olur. Efsanevi devrimci lider Che Guevara, ta Güney Amerika'dan bu kuşağın dilinde şarkıya dönüşen sloganı haykırır: “İki, üç daha fazla Vietnam!” Çünkü dirençti, özgürlük uğrunda savaşmaktı, başkaldırının ta kendisiydi Vietnam! 1975 yılında Vietnam ABD'yi topraklarından çıkarmayı başardı ve Birleşik Vietnam kuruldu.
SAYGON (HO CHI MİNH VILLE )
Phnom Phen'den bindiğimiz otobüs bizi Saygon'da gezginlerin konaklama bölgesi olan Pham Ngu Lao' da indiriyor. Saygon'da herkesin ilk dikkatini çeken motosiklet kalabalığı olacaktır.6 milyonluk şehirde 5 milyon motosiklet. Birkaç hostel gezdikten sonra My My Arthouse'a yerleştik. Çok şirin bir mekan, odaların mimarisi ve düzeni özenle hazırlanmış. İki kişilik oda fiyatları 8-10 $ arasında değişiyor.Hostelin sahibi bayan Han'da sürekli gülen yüzüyle karşılıyor gezginleri.
Odamıza yerleştikten sonra Han bizi bir restorana götürüp yemek siparişi verdi. Vietnam yemeklerinden bol bol yedik. Tavuk sanarak yediğimiz kroketin ki çok lezzetliydi ancak perdeli ayaklarını kemirirken kurbağa bacağı olduğunu anladık.
Saygon'da gezginlere mutlaka gezmelerini önereceğimiz 2 yer var. Bunlar Mekong deltası ve Cu Chi tünelleri. İndoçin bölgesinin adı efsanelere konu olan nehri Mekong, Vietnam'dan denize dökülüyor ve dökülürken de dünyanın en büyük deltasını oluşturuyor. Buraya 1 veya 2 günlük turlar tercih ediliyor. Bir gün 7$ , iki gün bir gece 20$ , üc gün iki gece 27$ , dört gün üç gece 50$ ‘a Mekong delta turları var. Bunlardan birisine mutlaka katılın. Bizim tercihimiz 1 günlük tur oldu. Doğal güzellikleri görmek ve yerel halkın geleneklerini, kültürlerini tanımak açısından çok faydalı bir gezi. Cu Chi tünelleri ise Vietkong askerlerinin önce Güney Vietnam'la daha sonra ise Amerikan askerleriyle savaşırken yaptıkları 250 km uzunluğundaki tüneller. Keskin zekalarıyla düşündükleri savaş teknikleri ve ince ayrıntılar sizleri hayrete düşürecek. Buraya Sinh Café'nin düzenlediği tur ile gidebilirsiniz. Tam gün tur, yemek hariç 4 $, tünellere giriş için 4 $ ücret ödeniyor. Bir gününüzü de mutlaka yürüyerek veya bisikletle yapacağınız şehir turuna ayırın.
Saygon'da yapılması gerekenleri tamamladıktan sonra, Başkent Hanoi'ye açık bilet alıyoruz. Açık bilet size Saygon ve Hanoi arasındaki seçeceğiniz 5 noktada konaklayıp tekrar aynı biletle devam etme imkânını sağlıyor. Biz yol üzerinde 2 nokta tercih ettik. İlki Saygon'dan 10 saat uzaklıktaki Nha Trang diğeri ise Nha Trang'tan 12 saat uzaklıktaki Hoi An.
NHA TRANG
Vietnam turizmine okyanus kenarında ki güzel plajları, dalış bölgeleri, adaları ile hizmet veren küçük bir kasaba burası. Okyanusta yapılacak bir günlük adalar turu için mutlaka konaklanması gereken bir yer. Zaten burada yapılacak tek şey; ya tekne turuna katılmak, ya da bütün gün plajda güneşlenmek. Sabah erken saatlerde başlayıp havanın karardığı saatlere kadar süren bu tura bizde katılıp güneşin, yüzmenin, yerel yemeklerin, mercan adalarının tadını çıkarıyoruz. Yemekte inanılmayacak kadar bol balık, pavurya, karides kabuklular ikram ediyorlar. Akşamüzeri de artık yiyemeyeceğim diyene kadar tropikal meyveler. Elinizi cebinize gün boyu hiç götürmediğiniz bu turun ücreti ise sadece 6 $.
HOI AN
Bize ilk gördüğümüzde Antalya Kaleiçi'ni anımsatan bu kasaba, el sanatlarının merkezi. Hoi An, çok eski ve çok güzel bir nehir kıyısı kasabası. Güzel Sanatların hemen her dalında hünerlerini sergileyen sanatçılarla dolu olan bu eski Fransız kolonisinde 2-3 gün konaklayıp dinlenmenizi tavsiye ederiz. Geceleri yüzlerce Çin fenerinin aydınlattığı sokaklarda yürümek çok farklı bir keyif veriyor. Bir gününüzü de mutlaka bu topraklarda hüküm sürmüş Champa İmparatorluğu'ndan kalan My Son'daki arkeolojik eserleri gezmeye ayırın. My Son, 2 ve 15nci yüzyıllar arasında bölgede hüküm sürmüş bir Hindu krallığının merkezi. Konaklama Kuzeye doğru ilerledikçe daha da ucuzluyor. Hoi An'da iki kişilik oda fiyatları 5-8 $ arasında değişmekte. Akşam yemekleri için nehir kıyısındaki Hong Phuc Restorana gidin. Banana yaprakları arasında pişirilmiş özel soslu deniz balıklarından yiyin. Arkasından tropikal meyvelerden oluşan bir meyve salatası ve bir büyük BGI birası. Ücretsiz sade pilav, ekmek niyetine getiriliyor. Tüm bunlar sadece 3 $.
HANOİ
Ha Noi Vietnam dilinde iki nehir arasında kalan kent anlamına geliyor. Bu iki kelime birleşerek başkentin ismini oluşturmuş. Aynı Saygon'daki gibi Hanoi'de de motosikletler ve bisikletler trafiğin hakimleri. Burası bizde ki Ankara benzeri memur kenti görünümünde. Vietnam içinde komünizmin
merkezi konumunda. Belki bundan dolayı da eğitim düzeyi çok yüksek, kültür ve sanat faaliyetleri yoğun olarak yapılıyor, herkes kitap okuyor, su kuklaları şovlarına yer bulmak pek kolay olmuyor. Müzik eşliğinde yapılan bu kukla gösterisi Vietnam sosyal hayatının canlı bir örneği.
Ba Dinh meydanında ki Ho Chi Minh mozolesinde Vietnam liderinin mumyasını ziyaret edebilirsiniz.
Hoi An'dan bindiğimiz yaklaşık 12 saat süren otobüs yolculuğumuzun sonunda Hanoi'nin turistik bölgesi olan old guarter'a ulaştık. AZ Queens Cafe isimli bir hostele yerleştik. Merkezi bir konumda olan bu yerde sıcak sulu, balkonu manzaralı ve uydu kanallı televizyonlu odalarda kişi başı sadece 2 $ karşılığında konakladık. Old guarterda ki caddeler çok renkli ve eğlenceli bol bol gezmenizi tavsiye ederiz. Özellikle akşamları iple çekiyorduk. Kaldırımlara atılan taburelere oturarak, dünyanın dört bir yanından gelmiş gezginlerle muhabbet ederek yudumladığımız Vietnam geleneksel birası Bia Hoi muhteşemdi. Bia Hoi'nin 11 bardağı 1 $. Eskişehir de Ağustos ayında bir hafta ağırladığımız, Kopenhag'dan Honoi'ye kadar bisikletle gelen Tobias ve ona Kumning'te katılarak son 15 gününde onunla pedal çeviren babası Kurt ile buluşarak gezi tecrübelerimiz ve dünya sorunları konusunda bol bol muhabbet ettik. Bia Hoi eşliğinde yaptığımız akşam muhabbetlerinde ilginçte bir şey öğrendik. Tobias'ın babası Kurt dünya tatlısı bir adamdı, çok sevmiştik. Onu ülkemize Eskişehir'e davet ettik. Gelirse çok memnun olacağımızı söyledik.Oda biraz utanarak bize daha önce Türkiye'ye geldiğini, 1969 yılında Kopenhag'dan Hindistan'a kadar bir arkadaşı ile birlikte bisikletle yolculuk yaptığını ve dönüş yolculuğu sırasında İran'dan arkadaşının yolda içmek için bir miktar maruhanna
aldığını söyledi. Sivas'ta arkadaşı içerken polis tarafından alınıp karakola götürülmüş ve mahkeme sonucu arkadaşı 25 , Kurt ise 3 yıl hapis cezasına çarptırılarak Edirne cezaevine gönderilmişler. Danimarka hükümetinin girişimleriyle Kurt 3 hafta hapiste kaldıktan sonra ülkesine dönmüş, arkadaşı ise 3 yıl sonra çıkabilmiş. O günden beri fobisi olduğunu ve korktuğunu söyledi. Bu hikâyenin üzerine pek bir yorum yapamadık.
Bir akşamınızı mutlaka su kuklalarını izlemeye ayırın. Muhteşem bir şov ve dünyada başka bir yerde bu kadar ucuza bu gösteriyi izleyemezsiniz. Hanoi, kuzeye yapılacak turlar için bir merkez konumunda. Halong körfezi muhteşem bir doğa harikası ve UNESCO tarafından koruma altına alınmış. Buraya iki veya üç günlük tekne turları düzenleniyor. Sakın kaçırmayın. Tam günlük Perfume Pagoda turuna mutlaka katılın. Doğa muhteşem. Vietnamlıları Budist yapan kadın Buda'nın yaşadığına inanılan bir mağara tapınaktır burası. Buraya kendi imkanlarınızla gelmeniz oldukça zor. Sapa ise Çin sınırında dağlık bir bölgede ama mutlaka turlara katılın. Doğa ve köylüler muhteşem. Normal ulaşım araçlarını kullanarak gelmeniz de mümkün. Trenle de gelebilirsiniz ama 38 km.lik bir yolculuk daha yapmanız gerekiyor. Sapa'ya tek başınıza normal ulaşım araçları ile gitmek, turlara göre daha pahalıya geliyor. Cumartesi günü kurulan Sapa pazarı gerçekten çok renkli bir Vietnam atmosferi sunuyor.
Hanoi'de 6 gece konakladık, bu ucuz şehirde çok eğlendik, çok güzel anılarımız oldu. Ama artık yollar bizi çağırıyordu, sırada Laos ve yeni heyecanlar vardı. Hanoi'de bir turizm şirketinden 21 $'a aldığımız Vientianne bileti ile Lonely Planet kitaplarının “nightmare bus” diye tanımladığı kabus otobüse binerek 22 saatlik yolculuğa başladık. Otobüste 11 turist 10 kadar da yerli yolcu vardı, yarısı ise sınır ticareti yapanların yüklediği mallar ile doluydu. Akşamüstü saat 6 gibi yola çıkan otobüs sabah saat 6 gibi sınıra ulaşmış ve bir saat kadar süren çıkış ve vize işlemlerinin tamamlanmasından sonra akşama doğru 5 sularında başkent Vientianne'a ulaşmıştı.
LAOS
Laos, lao dilinde “bin filin ülkesi” anlamına geliyor. Nakliyecilikte, tarımda, turizmde kullanılan fil, uzak doğuda halkın en büyük yardımcısıdır. Laos topraklarının % 70 i dağlarla ve platolarla kaplı olduğu için halk daha çok Mekong nehri kıyılarında oluşturmuş yerleşim yerlerini. Laos küçük bir ülke olmasına rağmen Çin, Tayland, Vietnam, Myanmar ve Kamboçya ile sınırları olduğu için stratejik bir öneme sahip İndoçin bölgesinde. Kişi başına düşen GSMH'nın 1700 dolar dolaylarında seyrettiği Laos, dünyanın en fakir ülkelerinden biri. GSMH'nın yüzde 53'ünü tarımdan elde edilen gelirler oluşturuyor. Komünist olmakla birlikte, ülkeyi yöneten Devrimci Halk Partisi'nin 1986'da başlattığı serbest piyasaya yönelik reform programı hala yürürlükte. Dünyada, ABD ile normal ticari ilişkileri olmayan dört ülkeden biri, Laos. Tayland ve Myanmar'la birlikte afyon üretimi ve kullanımı açısından "Altın Üçgen"in köşelerinden birini oluşturan ve geçtiğimiz günlerde afyon üretiminin yeniden yasallaşması talebinin gündeme geldiği Laos'ta, uyuşturucu üretimi ve tüketimi çok fazla.
VİENTİANNE
Hanoi'den bindiğimiz otobüs 23 saatlik yolculuğun sonunda Başkent Vientianne'ye ulaştı. Sınır geçişi sırasında hiçbir zorluk yaşanmıyor. 30 $ karşılığında çok kısa bir sürede vizenizi alıp giriş yapabiliyorsunuz. Herkes güler yüzlü ve yardımcı olmaya çalışıyor. Sadece sınırda kamyonlar dolusu birbirlerinin üzerine sıkıştırılıp taşınan köpekleri görmek ve bunların kısa süre sonra kesilerek yenileceğini düşünmek insanın içini burkuyor. Vientianne terminalinden kişi başı birer dolar ödeyerek bineceğiniz tuktuk ile nehir kenarına ulaşmanız mümkün. Vientianne Mekong nehri kenarında 500 bin nüfuslu küçük bir şehir. Laos'un güneyine veya kuzeyine gidecek doğa tutkunu gezginlerin ilk uğrak yeri. Sessiz sakin görünümünün altında Fransız yönetiminde kaldığı yılların etkileri çok yoğun. Şık lokantaları, caz pubları burada bir iki gün konaklayanların gözde yerleri. Mekong nehrinin karşı kıyısı Tayland ve nehrin üzerine yapılan dostluk köprüsü bu iki ülkeyi birbirine bağlıyor. Başkentte bizim yapmanızı tavsiye edeceğimiz iki şey var. Birincisi bir motosiklet kiralayarak tapınakları ve şehrin çevresindeki köyleri ziyaret etmeniz, diğeri ise nehir kenarında uzun bir yürüyüşe çıkarak yorulduğunuzda kafelerde bir bira eşliğinde sessizliğin ve manzaranın tadını çıkarmanız. Guesthouse'larda konaklama fiyatları iki kişilik odada ortalama 5 $. Sabah kahvaltılarında ise Scandinavian Bakery'de ki harika çörekleri tatmanızı tavsiye ederiz. Buradan sonraki durağımız Laos'un cennet kasabası Luang Phrabang. Kuzey terminaline tuktukla ulaşıp 10 $ a otobüs bileti alarak yola koyulduk.
LUANG PHRABANG
8 saatte fakat keskin virajları hiç bitmeyecekmiş gibi gelen dağları aşarak yaptığımız yolculuk sonunda Mekong nehri kenarında ki bu şirin kasabaya ulaştık. Burası 90'lı yılların başlarında ulaşım zorluklarından da dolayı Laos'un en fakir kasabası imiş. Fakat ülke turizme kapılarını açtıktan sonra turistlerin en gözde yeri olarak, şu an en zengin bölge haline gelmiş. Güzel mimarileri ile nehre dik sokaklarda ki yüzlerce bahçeli iki katlı evler guesthouse'lara dönüştürülmüş. Sürekli güler yüzlü, ağırbaşlı ve mülayim insanlarla da bu manzara tamamlanınca ortaya insanın içine huzur ve mutluluk veren bir yer haline gelmiş burası. Burada doğa yürüyüşleri yapmak, dağlarda trekkinglere katılmak, rafting yapmak, şelalelerin oluşturduğu göletlerde yüzmek, kanolarla nehirde gezmek, fil safarilerine katılmak, bisikletle şehir turu yapmak gibi bir çok aktivite mevcut. Dünyanın beklide en sessiz pazarını da burada göreceksiniz. Akşamları yaklaşık bir kilometrelik bir yol boyunca kurulan bu pazarda yerli halk tekstilden hediyelik eşyalara birçok şeyi satışa sunuyor. Çin fenerleri ve mumlarla ışıklandırılan pazardaki sessizlik inanılmaz.
Nehir kenarındaki guesthouse'ların hepsi çok güzel, aralarından birini seçip yerleşebilirsiz. Fiyatları iki kişilik odada 8 $ civarı ama her türlü konfor düşünülmüş. Buraya en az 4-5 gününüzü ayırın ve doğanın tadını çıkarın. Spa masajı yaptırmayı ve saunada ter atmayı da ihmal etmeyin. Saunanın saati 1, masajın ise saati 3 $. Sabahları nehir kenarındaki kafelere gidip sıcacık ekmeklerle evinizdeymiş gibi lezzetli bir kahvaltı yapabilirsiniz. Bu güzellikleri anlatmak için bazen sözcükler yeterli olmuyor en iyisi siz çantanızı en kısa sürede hazırlayın.
İndoçin gezisinin klasik rotasında buradan sonra gezginler 2 günlük yavaş tekne yolculuğu ile Tayland'ın Chang Mai şehrine devam ediyorlar. Biz daha önceki gezimizde burayı ziyaret ettiğimiz için Vientianne ve Luang Phrabang arasında yer alan Vang Vieng kasabasına doğru geldiğimiz yoldan geri dönüp, daha sonra başkentten kardeşlik köprüsünden geçerek Tayland'a giriş yapacağız. Vang Vieng başkentten 3 saat mesafede yer alıyor. Normal güzergahtan devam edecekler burayı Luang Phrabang'tan önce ziyaret etmeliler.
VANG VİENG
Yazımınızın başlarında anlattığımız Bangkok'taki Khao San Road popülerleşip gezginler için özelliğini yitirmeye başlayınca, alternatif yer olarak burayı bulmuşlar. Uğrayıp uğramamakta başlangıçta tereddüt ettiğimiz bu kasabada gezimizin en güzel birkaç gününü yaşadık. Yüksek dağların arasına sıkışmış, konaklamanın ve yemeklerin çok ucuz, eğlencenin ise sınırsız olduğu bir yerleşim Vang Vieng. Dünyada beklide başka hiçbir yerde yaşayamayacağımız keyifli bir aktiviteyi tecrübe ettik burada. Adına “tubing” denilen bu eğlencede, şandel lastikleri ile kasabanın 10-15 km dışına minibüslerle taşınarak nehir kenarına sabah saatlerinde bırakılıyorsunuz. Üzerine keyifli bir şekilde uzandığınız bu şandeller nehir akıntısı ile birlikte akşam saatlerinde sizi tekrar kasabaya getiriyor. Nehir boyunca ise kurulan bar ve restoranlarda her türlü aksiyon düşünülmüş. Sadece salaş ahşap malzemelerin kullanıldığı barlarda voleybol oynayabiliyor, iplerle sallanarak nehre dalışlar yapabiliyor, güzel yemekler yiyebiliyorsunuz. Yol boyunca yerli halkın yaşamını da gözlemleyebiliyorsunuz. İnanılmaz keyif aldık.
Konaklama ücretleri iki kişilik odalarda 3-4 $ civarında. Özellikle öğrenci gezginlere belirtmek istediğimiz bir şey var bizim tüm konaklama yerlerimiz ile ilgili. Bu gezilerde bizim kaldığımız yerler genelde ortalama belki biraz da üstü konfordaki yerler. Öğrenci olan Avrupalı, Kanadalı veya Avustralyalı gezginlere baktığımızda çoğu 4-6 kişilik dormlarda yani yurt benzeri odalarda yarım dolar civarı fiyatlardan konaklıyorlar. Bu da onlara çok daha düşük bütçelerle bu gezileri yapma olanağı sağlıyor. Mesela biz bu gezi boyunca kişi başı günde 15 $ lık bir harcama planlaması yaptık fakat bu 10 $ ile de rahatlıkla yapılabilirdi.
Vang Vieng sonrası Başkente geri dönüp kişi başı birer dolardan tuktuk kiralayarak dostluk köprüsüne yani Tayland sınırına ulaştık. Tayland vize istemediği için sınırı geçmek çok kolay oldu. Tayland tarafından 12 $'a otobüs bileti alarak 7 saatlik bir yolculukla Bangkok'a ulaştık. Khao San Road'ta bir gece konakladıktan sonra Bangkok Uluslararası Havaalanı'nda son kez masaj yaptırarak İstanbul uçağındaki yerimizi aldık.
Genel Bilgiler :
- Türkiye'nin İndoçin ülkelerinin hepsi ile saat farkı “-5”
- Tayland 30 güne kadar vize istemiyor
- Sadece Vietnam vizesini Ankara'dan halletmek gerekiyor
- Vietnam Konsolosluğu Ankara Gaziosmanpaşa Çayhane sokakta
- İstanbul'da Vietnam Konsolosluğu yok
- Vietnam vizesi için 20$ (express 35$) ve 2 foto gerekli
- Kamboçya ve Laos'un Türkiye'de konsoloslukları yok
- Kamboçya ve Laos'a vize sınır kapılarında alınabiliyor
- Kamboçya vize ücreti 20$
- Laos vize ücreti 30$
- Tayland para birimi Baht, 40 baht = 1 $
- Kamboçya para birimi Riel, 4000 riel = 1 $
- Vietnam para birimi Dong, 16.000 dong = 1 $
- Laos para birimi Kip, 10.000 kip = 1 $
- Bütün ülkelerde yerel para birimini kullanın
- Bu ülkelerin hepsinde günlük 15 $ tüm masraflar için fazlasıyla yeterli
- Yanınızda 5-6 adet fotoğraf bulundurun
- Hava sıcaklığı Hanoi (15) dışında her yerde ocak-şubat aylarında 30 derecenin üzerinde
- Sadece Hanoi'de kullanmak için yanınızda bir polar kazak bulundurun
- Bangkok ve Hanoi'de hırsızlıklara karşı dikkatli olun
- Vang Vieng'te uyuşturuculara karşı dikkatli olun
- Motosiklet kullanmak için ehliyet gerekli değil
- Ucuzluğa takılıp fazla alışveriş yapıp yükünüzü arttırmayın
- Turkcell kontürlü hattınız bu ülkelerin hepsinde aktif
- Yanınıza fazla eşya almayın
- Yerel yemekleri tatmaya çekinmeyin
- Yanınızda Güney Doğu Asya rehber kitabı bulundurun (Lonely Planet South East Asia olabilir)
- Yerel dillerden birkaç kelime öğrenip kullanın
Bir ağrı kesici ve bir antibiyotik her ihtimale karşı yanınızda bulunsun |